Mektubumu buruşturup atma canım,
Sonuna kadar oku dostum, mektubumu.
Sıkıldım bu durumdan, hep sıradan,
Hep yabancı olmuşum senin yoluna çıkan.

Böyle bakma, öfkeli kaşlarını çatıp,
Sevgilinim ben, seninim ben.
Ne bir çoban kızı, ne bir kraliçe,
Ne de bir rahibeyim artık sayende.

Günlük giydiğim bu gri elbiseyle,
Yıpranmış ökçeli ayakkabılar içinde…
Ancak eskisi gibi ihtiras dolu özlemim,
Kocaman gözlerimde aynı korku var.

Mektubumu buruşturup atma canım.
Saklı kalacak yalan üzerinde akmasın gözyaşın.
Sen şu fakir bez çantanın içinde,
Mektubumu en derin bölmeye yerleştir.
1912

Çeviren:
Melaike Hüseyin