1. 
Bir vakitler, bizim bilge kişi 
yetmişindeydi ve içi geçmişti. 
Onun ihtiyacıydı artık çekilmek bir kenara, 
ülkesinde iyilik azalmıştı çünkü 
ve kötülük başlamıştı artmaya. 
O da pabuçlarını ayağına çekti.

2. 
Ve topladı neye ihtiyaç olacaksa: 
Çok değil, yolculuk için yetecek kadar, 
her zaman okuduğu kitap 
ve geceleri tüttürdüğü pipo gibi şeyler. 
Birazcık da ekmek, şöyle göz kararı.

3. 
Bir kez daha vadisine bakıp sevindi, 
sonra unuttu onu döner dönmez yüzünü dağ yoluna. 
Öküz de hoşnuttu çiğnediği taze otlardan, 
taşırken ihtiyarı sırtında 
mutluydu yürüyüşün gevşek olmasından.

4. 
Dördüncü gün kayalıklara vardıklarında, 
bir gümrük kolcusu kesti yolunu: 
Söyleyin bakalım, değerli neniz var?  – Hiç. 
Ve açıkladı öküzü yeden çocuk: 
Bu yaşlı adam öğretmendi. 
Ve iş böylece kavuştu açığa.

5. 
Kolcu gülerek sordu gene: 
Bulabildin mi bir şey bari?  
Çocuk da şöyle yanıt verdi: 
Yumuşacık suyun sıza sıza 
güçlü kayayı ufaladığını zamanla. 
Sert olan yeniliyor yani.

6. 
Karanlıkğa kalmasın diye 
çocuk o sat dürttü öküzü. 
Ama tam kaybolacaklarken kara çamlığın ardında 
adamın bir şey çaktı kafasında 
ve bağırdı: 
Hey, bana bakın! Durun hele!

7. 
Nedir bu su işi, ihtiyar?  
Yaşlı adam durdu: Bilmek ister misin?  
Ben basit bir gümrük kolcusuyum, ama gene de 
kim kazanır, kim yitirir, isterim bilmek, 
eğer biliyorsan bana da söyle.

8. 
Yazıver şunu bana! Yazdır ya da şu çocuğa! 
Götürmez insan yanında böyle bir şeyi. 
İşte mürekkeple kalem size, 
bir de bölüşeceğimiz bir akşam yemeği, 
Bura benim evim, anlaştık mı? Gelin hadi! 

9. 
Yaşlı adam şöyle bir dönüp baktı ona. 
Üst baş perişan, ayaklar çıplak. 
Bütün alnı kırışık içinde. 
Ah, kazanalardan değil bu, besbelli. 
Ve mırıldandı: Sen de mi? 

10. 
Kibar bir ricayı geri çevirmek için 
fazla yaşlıydı o sanki, çünkü dedi ki: 
Soru soranlar yanıtını almayı hak ederler. 
Sonra oğlan: Hava da, der, soğuyor. 
Doğru. Hadi öyleyse yatağı ser.

11. 
Bilge kişi, indi öküzünden. 
Yedi gün yazdılar birlikte ikisi. 
Adam da yemeklerini ayaklarına getirdi 
(ve tüm bu yedi gün boyunca 
kaçakçılara sessizce küfretti sadece) . 
Ve sonunda iş tamam oldu.

12. 
Ve çocuk, bir sabah gümrük kolcusuna 
seksen bir deyiş verdi. 
Ve teşekkür ettiler küçük yolluğa 
ve dolanıp çamlığı kayalığa çıktılar. 
Kim kibar olabilirdi onlar kadar?

13. 
Yalnızca, adı kitaplara geçen 
o bilge kişiyi övmemeli, 
çünkü o bilge kişiden çekip alınması gerek bilgeliğin. 
Bu yüzden gümrükçüye de teşekkür etmeli, 
isteyen oydu yapılmasını bu işin.

Çeviri: A. KADİR – Gülen AKTAŞ