Ben bir hizmetçi kızım. 
S.A.dan bir adamla bir maceram oldu. 
Bir gün o, gitmeden önce, 
gülerek gösterdi bana 
hallerinden yakınanları nasıl yakaladıklarını. 
Bir tebeşir parçası çıkardı ceketinin cebinden 
ve bir küçük haç çizdi avucunun içine, 
ve anlattı, sivilleri giyinip 
iş ve işçi kurumlarına nasıl gittiğini 
avucunun içindeki bu işaretle, 
işsizlerin kuyrukta ana avrat 
küfrettikleri o yerlere, 
ve nasıl küfrettiğini kendisinin de onlarla birlikte, 
dostluk ve dayanışma gösterisi olarak da 
sırtına nasıl vurduğunu küfreden herkesin, 
ve böylece, sırtında beyaz haç bulunan 
damgalı adamların S.A.larca nasıl yakalandığını.

Bu anlattıklarına katıldıydık gülmekten. 
Onunla üç ay bir arada yaşadım. 
Sonra bir gün bir de ne göreyim: 
Banka cüzdanımı apartmamış mı. 
Yok benim için saklayacakmış da, 
yok kimin ne olacağı belli değilmiş de, 
falan filan. 
Ben onu suçlayınca da, 
bin dereden su getirerek yeminler etti, 
beni yatıştırmak için de 
sırtımı okşadı şöyle. 
Yılandan kaçar gibi kaçtım ondan. 
Eve gelince ilk iş aynaya baktım, 
sırtımda beyaz haç var mı diye.

Çeviri: A. KADİR – Gülen AKTAŞ